Dünya Ormancılık Günü

Dünyanın en önemli yenilenebilir doğal kaynaklarından biri olan ormanlara gerekli önemin verilmediğini gören Avrupa Tarım Federasyonu (CEA); 21 Mart gününü Kuzey yarım küresinde ilkbaharın, Güney yarım küresinde de sonbaharın başlangıç günü olarak kabul etmiş ve Gıda Tarım Organizasyonu (FAO) kanalı ile bunun bütün dünya ülkelerine tavsiye edilmesini sağlamıştır.

Birçok ülkede kutlanmakta olan Dünya Ormancılık Günü'nün başlıca amacı; Ormanların korunması, geliştirilmesi ve iyi bir şekilde işletilmesinin önemi ile çok yönlü faydaların, çeşitli yayın organları aracılığı ile halka duyurulması ve bu yöndeki ilgisinin arttırılması şeklinde özetlenebilir.

Orman Haftası

Orman Haftası, Dünya Ormancılık Günü olan 21 Mart tarihinde yapılacak tören ve kutlamalarla başlar. Bu hafta içerisinde yöresel mülki amirliklerce belirlenen bir gün ise "Ağaç Bayramı" olarak kutlanır... Ormancılık haftası ve Ağaç Bayramı ile ilgili faaliyetler bir yönetmelikle belirlenmiştir...

Ağaç Nedir?

Boyu en az 5 metre, çapı da 10 cm'den aşağı olmayan, dal sürgün ve yapraklarının oluşturduğu tepe tacını tek bir gövde üzerinde taşıyan, her yıl çap artımı yaparak kalınlaşan, sürgün vererek boylanan, hücrelerinin büyük bölümü odunlaşmış olan, uzun ömürlü bitkilere AĞAÇ denir...

Bir ağaç; temel olarak kök, gövde, dal ve yaprak olmak üzere 4 ana organdan oluşur. Bu organların biçim, boyut, yoğunluk, hacim, ağırlık, boy, çap, yıllık artım gibi özellikleri ağacı biçimlendiren temel özelliklerdir...

Bir ağacın yaşayıp gelişebilmesi için; ışık, sıcaklık, CO2, O2, su ve mineral madde gereklidir.

Ağaçların; topraktan su ve mineral maddelerini, havadan ise karbondioksiti almak, güneş enerjisini kullanarak organik madde üretmek, havaya oksijen vermek, canlılara besin ve barınak sağlamak gibi çok önemli işlevleri vardır. Ağaçlar bu işlevleri yerine getirirken çevrelerindeki canlı ve cansız tüm varlıklarla karşılıklı olarak birebir ilişki ve etkileşim halindedirler. Bu yüzden ağaçlar içinde bulundukları ekosistemler için vazgeçilmez elemanlardırlar. Ağaçların yok olması; yaşama ortamının bozulması ve iklimin olumsuz yönde etkilenmesi ve devamında yaşam zincirinin kopması, en sonunda da tüm yaşamın yok olması anlamına gelir...

Ağaçlar ışık, yer, su ve mineral maddeler yüzünden birbirleriyle amansız bir rekabet içerisine girerler. Bu rekabette baskın çıkabilmek ve dolayısıyla hayatta kalabilmek için tepe ve köklerini hızla geliştirmeye çalışır, gölgeye dayanıklı yaprak üretir, işlevini kaybeden organlarını (yaprak - dal - kök) terkeder, rakiplerini gölgeleyerek altetmeye çalışırlar. Bazı ağaç türleri (ceviz, meşe, huş, dişbudak, ıhlamur gibi..) kök ve yapraklarından salgıladıkları sıvı ve gazlarla komşu bitkilere zarar bile verebilirler...

Ormanlardan Neden Ağaç Kesiyoruz?


İnsanlar, dünyada var olduklarından bu yana ormanlardan yararlanmaktadır. İlk çağlarda serbest ve düzensiz olarak yararlanılan ormanlar, barınma, beslenme ve avcılık amacıyla kullanılmıştır. Geçen süre içinde insan nüfusunun artması, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin başlaması ormanların tahrip edilerek hızla azalmalarına neden olmuştur. Ormanların tahribi, gelecek kuşakların orman ürünlerine olan ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde devamlılıkların sağlanarak işletilmeleri fikrini ortaya çıkarmıştır. Bunun sonucunda gerek doğanın gözlenmesi gerekse diğer bilimlerden yararlanarak ormancılık biliminin ana disiplini olan “SİLVİKÜLTÜR” ortaya çıkmıştır. Silvikültür Latince kökenli bir kelime olup “orman yetiştirme” (Silva: Orman, kültüra: yetiştirme ) anlamındadır. (Silvikültür Nedir?.. Silvikültür; Latince kökenli bir kelime olup "Silva=orman" ve "Kültüra=yetiştirmek" kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur... Anlamı orman yetiştirmek'tir. )

Ormansız alanlarının ağaçlandırılması, mevcut ormanlarının bakımları ve gençleştirilecek devamlılıklarının sağlanması silvikültürün esas konusudur.

Ormanların devamlılığının sağlanması, kendisinden beklenilen orman ürünleri üretimi ile, ekolojik ve sosyal fonksiyonların (Su üretimi, toprak koruması, iklimi düzenlemesi, toplum sağlığı, rekreasyon, ulusal savunma, bilimsel vs.) yerine getirilebilecek şekilde düzenlenmesi ve işletilmesi ancak silvikültürel müdahalelerle gerçekleştirilir.

Her canlı varlık gibi ormanlar da doğar, büyür, gelişir, yaşlanır, çöker (ölür). Kendi haline bırakılan ormanlarda, ormanların yeniden oluşması rastlantılara bağlıdır. İşletme ormanlarında çökme evresi yoktur. Ormanlar çökme evresine girmeden önce ağaç türlerinin biyolojilerine göre değişen teknikler ve gençleştirme metotları kullanılarak planlı bir şekilde gençleştirilirler.

İşte, yaşlanmış verimden düşmüş orman alanları esas olarak iki ana metot ile gençleştirilerek devamlılıkları sağlanır. Bunlar doğal (tabii) ve yapay (sun’i) gençleştirme metotlarıdır.

Doğal gençleştirme uygulamalarında ormandaki ağaçların bol tohum verdikleri bir yılda yaşlı bireylerden bir kısmı kesilerek toprağın ışık görmesi, dolayısıyla toprağa düşen tohumların çimlenmesi sağlanır.

Doğal gençleştirmede orman üstteki yaşlı bireylerin tohumları ile gençleştirilir. İleri ki yılarda gençliğin ışık ihtiyacı dikkate alınarak üsteki yaşlı ana ağaçlar yavaş yavaş kesilerek alandan çıkartılır.

Üstte tohum ağacı bulunmayan, yeterli olmayan ya da tohum verme yeteneğini kaybetmiş alanlar, toprak şartları uygunsa yapay (sun’i) olarak gençleştirilir. Burada yaşlı ağaçlar kesildikten sonra makine ile (dozer, traktör) yada işçi ile toprak işlemesi yapıldıktan sonra fidanlıklarda yetiştirilen fidanlar belirli aralık – mesafelerde dikilerek yapay gençleştirme gerçekleştirilmiş olur.

Doğal yada yapay olarak gençleştirilen alanlardaki fidanlar biyolojik bağımsızlıklarına kavuşuncaya kadar otlatmaya karşı korunur. Çeşitli bakımlara tabi tutularak yaşamını sürdürerek büyümesi sağlanır.

İlk dönemlerde birbirlerinden bağımsız bulunan fidanlar büyüdükçe birbirlerini etkilemeye başlarlar ve yaşam mücadelesine girerler. Bu yaşam mücadelesini kaybeden bireyler alt tabakada kalarak ölürler.

İşte ormanda iyi gelişme gösteren fertlere yardımcı olmak için onlarla rekabet halinde olan diğer bireylerden bir kısmı kesilerek alandan uzaklaştırılır. Burada esas olan, iyi gelişme gösteren ağaçlar lehine onların besinine ortak olan diğer bazı ağaçların kesilmesidir. Böylece geleceğin ormanları, sağlıklı iyi gelişme gösteren iyi ağaçlardan kurulmuş olur. Bunu bir tabaktan yemek yiyen insan sayısının azaltılarak, yemek yiyenlerin daha iyi doymaları yada beslenmelerini sağlamak şeklinde özetleyebiliriz.

Yukarıdan anlaşılacağı üzere ormanlardan ağaç kesimi, yaşlı ormanların gençleştirilmesi ve genç ormanlarında bakımlarının yapılması amaçlarıyla gerçekleştirilir.

Burada amaç, uzun süreler içinde zaten doğada meydana gelecek olan olayları hızlandırarak hem ormanlara gerekli müdahaleleri yapmak ve hem de bu arada toplumun orman ürünlerine olan ihtiyacının karşılanmasını sağlamaktadır.

Gerek gençleştirme çalışmaları, gerekse bakım çalışmalar olup, bu çalışmalar sırasında kesilecek ağaçların belirlenmesi tamamen orman Mühendisleri veya diğer Ormancı Teknik Elemanlar tarafından yapılır. Bu işlem yapılırken ormanın yapısı ve ekolojik şartlar dikkate alınır. Yani ormanlardan yapılan bir teknik çalışmanın sonucu olarak ağaç kesilir.

Özellikle son yılarda gittikçe ağırlaşan çevre sorunları, (Su ve toprak kirlenmesi, asit yağmurları, sera gazı etkisi, küresel ısınma vb.) aşırı usulsüz faydalanmalar ormanların geleceğini tehdit eden en önemli etmenler olarak ortaya çıkmaktadır. Tahrip edilen alanların yeniden ormanlaştırılması, sağlığını kaybetmiş ormanların eski sağlıklarına kavuşturulması, sağlıklı olanların ise bu şekilde devamlılıklarının sağlanması çalışmaları Ormancıların üzerine düşen büyük bir görev olarak karşımıza çıkmaktadır . Bu da ancak ormanlara yapılacak bilinçli müdahalelerle gerçekleştirilebilir.

GELECEK NESİLLER İÇİN ORMANLARIMIZI SEVELİM KORUYALIM.

Orman Nedir?


Orman; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi canlı varlıklarla toprak hava, su , ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu simgeleyen bir ekosistemdir.

Orman; beş metreden daha boylu orman ağaçlarının baskın olduğu ve birbirlerini etkileyecek sıklıkta bulunduğu, kendine özgü iklim ve toprak koşulları oluşturduğu bir yaşam birliğidir.

Orman; bitki köklerinin etkileyebildiği 1-2 metre toprak derinliğinden ağaçların birkaç metre yukarısına kadar uzanan ve en az üç hektar alan kaplayan bir varlıktır...

Ormanı oluşturan sonsuz sayıdaki tüm madde ve olaylar birbirleriyle karşılıklı ilişki ve etkileşim halindedirler. Bu haliyle orman, çok sayıda bitki ve hayvan populasyonlarından oluşan bir yaşama ortaklığı, bir yaşam birliği, bir ekosistem ve hatta büyük bir canlı organizma olarak tanımlanmaktadır.

Ormanın baskın elemanı ağaçlardır... Bu nedenle orman, ancak orman ağaçlarının toplu halde yaşayabildiği bir ortamda kurulabilir.

Ormanların faydaları

Ormanlar; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi canlı varlıklarla toprak hava, su , ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu simgeleyen ekosistemler olup, dünya yaşamı için vazgeçilmezdirler...


- Ormanlar yaşantımızın her safhasında ihtiyaç duyduğumuz yapacak ve yakacak hammadde kaynağıdır. Bunun yanı sıra bitkisel nitelikli tohum, çiçek, kozalak vb. ile mineral nitelikli çakıl, kum vb.hammadde kaynaklarının bir kısmı da ormanlardan elde edilmektedir.

- Ormanlar, bitkiler ve hayvanlar için doğal bir su kaynağıdır. Kar ve yağmur biçimindeki yağışı yapraklı, dalları, gövdesi ve kökleri ve tutarak sellerin ve taşkınların oluşmasını önler. Ayrıca yer altı sularının oluşmasına yardım eder.

- Ormanlar erozyonu önler. Ormanlar rüzgarın hızını azaltır, toprağı kökleri ile tutarak yağışların ve akarsuların toprağı taşımasını önler.

- Ormanlar, yaban hayatı ve av kaynaklarını koruru. Nesli tükenmekte olan hayvanların üretimi, korunması ve barınmasında koruma alanları oluşturur. Bu sahalar milyonlarca canlının yuvasıdır.

- Ormanlar bitki örtüsü ve toprak içerisinde büyük miktarda karbon depoladıklarından, ikim üzerinde olumlu etkiler yapar. Aşırı sıcaklıkları düzenler, bir ısı tamponu gibi görev yapar. Sıcağı soğuğu dengeler, yaz sıcaklığını azaltırken, kış sıcaklığını artırır, radyasyonu önler.

- Su buharını yoğunlaştırarak yağmur haline gelmesini sağlar. Rüzgar hızını azaltarak toprak ve kar savurmalarını ve rüzgarın kurutucu etkisini yok eder. Bu nedenle açık alanlara oranla ormanlarda gündüzler serin geceler ise sıcaktır.

- Ormanlar, eğelenme, dinlenme ve boş zamanları değerlendirme imkanı sağlar. Havası, suyu, doğal görünümleri ve sakin ortamı ile özellikle şehirlerde yaşayan insanları kendisine çeker. Bu yönüyle insanların beden ve ruh sağlığı üzerinde olumlu rol oynar.

- Yerleşim alanları çevresindeki hava kirliliğini ve gürültüyü önlemesi ile insan sağlığı bakımından büyük önem taşır. Ormanların insan sağlığı üzerindeki bütün bu olumlu yararları nedeniyle büyük kentlerin çevresinde ormanlar yetiştirilmekte, dinlenme yerleri kurulmaktadır.

- Ormanlar, orman içinde ve dışında yaşayan insanlara çeşitli iş alanları sağlar, işsizliği önlemede etkin rol oynar, böylece köyden kente göçü azaltır.

- Ormanlar, ulusal savunma ve güvenlik bakımından da çok önemlidir. Askeri birliklerin savaş tesisleri ile araç ve gereçlerinin gizlenmesinde, savaş ekonomisi bakımından değer taşıyan reçine, katran ve tanenli maddelerin elde edilmesini sağlar,

- Ayrıca ormanlar barajların ekonomik ömrünü uzatır, doğal afetleri önler, ülke turizmine katkıda bulunur,

- Ormanlar, doğal güzellikleri ve sayılmayacak kadar çok faydalarıyla iyi baktığımız takdirde tükenmez bir doğal kaynaktır.

Dünyada ve Ülkemizde Orman Varlığı


Dünya kara alanlarının %30’nu kaplayan ormanlar 3.8 milyar hektardır. Tropikal ve yarı tropikal ormanlar bu alanın % 56’sını teşkil etmektedir. Dünya ormanlarının % 95’i doğal orman, % 5’ ise ağaçlandırma ile tesis edilen suni ormanlardır.

Ülkemizin ormanlık alanı ise 20.7 milyon hektar olup yurdumuzun genel alanının % 26.8’sini oluşturmaktadır. Ormanlarımızda yetişen asli ağaç türlerimiz; kestane, kayın, meşe, kızılağaç, kavak, huş, ıhlamur, dişbudak, akçağaç, karağaç, çınar, söğüt, ceviz ve sığla gibi yapraklı ağaçlar ile çam, göknar, ladin, sedir, ardıç, servi ve porsuk gibi iğne yapraklı ağaçlardır...

Ormanların Ülkemiz Ekonomisindeki Yeri

Ormancılık sektörünün ülke ekonomisine olan katkılarını para ile ölçülebilen ve para ile ölçülemeyen katkılar olarak ikiye ayrılmak gerekir. Odun kökenli orman ürünleri üretimi, orman tali ürünleri üretimi, işlendirmeye katkısı, bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltıcı etkisi, ödemeler dengesini olumlu yönde etkilemesi, mineral nitelikli katkıları, tarım, hayvancılık ve turizme olan katkıları para ile ölçülebilen katkılardır.

İlkim, toprak su gibi doğal kaynakların korunması ve dengede tutulması, rüzgar ve kumul hareketlerine karşı önleyici perde görevi görmesi, su akışını düzenlemesi, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının sürekliliğini sağlayarak çoraklaşmayı önlemesi, erozyonu önlemesi dolayısıyla tarım alanları ile barajların ekonomik ömrünü uzatması, çığ ve sel baskınlarını önlemesi halkın rekreasyon ihtiyaçlarını karşılaması, insan sağlığını olumlu yönde etkilemesi ve iş verimliliğini artırması ise para ile ölçülemeyen katkılardır.

Ülkemizde çok önemli bir sektör olan ormancılık ülke kalkınmasında "itici ve teşvik edici" stratejik bir rol oynar.

Ormancılık

Ormancılık, toplumun orman ürünlerine ve hizmetlerine olan gereksinimlerini sürekli ve optimal olarak karşılamak amacıyla biyolojik, teknik, ekonomik, sosyal, kültürel ve yönetsel çalışmaların tümünü kapsayan çok yönlü ve sürdürülebilir bir etkinlik olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyimle ormancılık, biyolojik ve teknik özelliğinin yanında ekonomik, sosyal, kültürel ve yönetsel boyutu ön planda olan bir orman kaynakları yönetim mesleği olarak algılanmaktadır. Ormancılık; orman kaynaklarına toplumun refahı doğrultusunda bilinçli müdahale etmektir. Bunu yaparken, toplum taleplerini, ormancılık sektörünün diğer sektörlerle, bölgeyle ve makroekonomik yapıyla olan ilişkilerini, ülke ve sektör kısıtlarını dikkate almak, parasal faydaları diğer faydalarla dengelemek, ekonomik, sosyal ve biyofizik sonuçları farklı olan alternatifler üretmek ve çok ölçütlü karar verme tekniklerini kullanarak aralarından seçim yapmak çağdaş ormancılık anlayışının gerekleridir.

Ormancılığı diğer sektörlerden ayıran, kapsamının ve boyutlarının açıklanmasına yardımcı olan en önemli özellikleri şunlardır;

Ormancılık doğal şartlara açık bir arazi işletmesidir. Her şeyden önce toprağa bağlı, yenilenebilen biyolojik bir varlık söz konusu olduğu için her türlü risk faktörü önem arz etmektedir.

Ormancılık sektöründe üretim süresi (idare süresi) diğer sektörlere göre daha uzundur. Genellikle 20 yıldan az olmayan üretim süresi, bazı ağaç türleri için 200 yıla kadar çıkmaktadır Keza toprak faktörünü de en çok kullanan bir sektördür. Dolayısıyla zamanı ve mekanı yoğun olarak kullanan sektörlerin başında gelmektedir.

Ormancılıkta çok yönlü yararlanma esastır. Yani sadece maddesel ürünler değil, zamana ve mekana bağlı olarak ondan daha önemli olan ve çoğu kez değeri para ile ölçülemeyen hizmetler ve faydalar da söz konusudur. Toplumsal faydalar yaratma, iktisadilik, verimlilik, sürdürülebilirlik, çok yönlü yararlanma vb. ilkeler kârlılıktan daha önemli olduğundan sermayenin % 3 gibi düşük bir faizle çalıştığı kabul görmektedir. Bu özellik çok boyutlu karar vermeyi bir zorunluluk haline getirmekte, uzun dönemli, tutarlı ve çok boyutlu planlamanın gereğini ve önemini ortaya koymaktadır.

Ormancılıkta sadece bugünkü nesillerin ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değildir. Gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da bugünden gözetmek gerekir. Bu anlayış devamlılık ilkesini doğurmuştur. Sürdürülebilir kalkınmanın temelinde ekonomi ve ekolojinin birbirini dengeleyecek şekilde uyumlaştırılması yer aldığından ve de ormanlar kara ekosistemleri içinde büyük paya sahip olduğundan, sürdürülebilir kalkınmanın yolunun sürdürülebilir ormancılıktan geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ormancılıkta kısa vadeli yaklaşımlar yerine sürdürülebilirlik yaklaşımının esas alınması zorunludur.

Ormancılık kapital yoğun bir sektördür. Özellikle odun hammaddesi üretiminde bu kapitalin % 90’ını arazi ve ağaç serveti oluşturmaktadır. Tamamı öz sermaye olup, ürün ile sermaye değerlerinin sağlıklı bir şekilde tayin edilmesinde birtakım güçlükler vardır. Keza, ürün ile kapital canlı bir varlık olan ağaç servetinde özdeşleşmiştir.

Ormancılık sektörü ürettiği pek çok mal ve hizmetlerle kendisi dışındaki pek çok sektöre girdi vermektedir. Yani pek çok sektöre alt yapı oluşturmakta, hazır arz yaratarak etkin faaliyet göstermelerini sağlamakta, dolayısıyla makro amaçlara ulaşmada ve sosyo-ekonomik yapıyı geliştirmede (istihdam, katma değer yaratma vb.) önemli bir sektör görünümündedir. Bu özelliği nedeniyle ileri bağlantıları yüksek bir sektördür. Buna karşılık diğer sektörlerden pek az girdi aldığı için geri bağlantıları düşük bir sektördür.

Ormancılık sektörü girdi-çıktı ilişkileri ya da teknoloji ve ölçek yönünden esnek olan, dolayısıyla stratejik ve taktik nitelikli bir sektördür.

Ülkemizde kişi başına düşen orman alanı 0,34 ha olup, gelişmiş ülkelere göre düşük bir düzeydedir. Yaklaşık % 25’i ağaçlandırma ile verimli hale getirilmesi mümkün görülen ormanlarımızın 3,5 milyon hektarı aynı zamanda orman üstü ve orman içi mera niteliğindedir. Bozuk ve verimsiz karakteri ağır basan ormanlarımızın biyolojik çeşitlilik ve miktar olarak da ülke yüzeyine dengeli dağılım göstermemektedir.

Türkiye’de ormancılık; ulusal kalkınma planlarına göre Tarım Sektörü içinde bir alt sektör olarak yer almaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsünün birincil ve ikincil orman ürünlerinin ve hizmetlerinin bilançolara yansıyan parasal değerlerine göre yaptığı hesaplamalar sonucunda ormancılık sektörünün GSMH’ya katkısı % 0,8 bulunmuştur. Ancak, diğer sektörlere bedelsiz veya düşük bedelle verilen girdilerden doğan sübvansiyonlar da dikkate alındığında bu pay % 2 düzeyine ulaşmaktadır. Buna bilançolara yansımayan ot, yaprak, su, bal, reçine vb odun dışı ürünler eklendiğinde gerçek katkı payı bulunmuş olacaktır.

Türkiye ekonomisini oluşturan 64 sektörün ileri bağlantısı ortalama 0,387 iken, ormancılık sektöründe bu rakam 0,786’dır. Yani ormancılıktaki birim çıktının öteki sektörleri uyarma veya geliştirme etkisi pek çok sektörden büyüktür. Ormancılık sektörünün geri bağlantısı ise, ülke ortalamasından (0,387) küçüktür (0,127). Diğer yandan, sektörün istihdam çarpanı 0,291 olup, 64 sektör içerisinde 17. sırada yer almaktadır. Yani birim çıktı başına en çok istihdam sağlayan sektörler arasındadır.

Ormancılık sektörü yılda yaklaşık 3,5 milyon ton fuel-oil e eşdeğer bir enerji katkısı sağlamaktadır.

Türkiye’de ormancılık, genel kabulün aksine emek-yoğun bir sektördür. Sadece Orman Bakanlığı yıllık ortalama 15 milyon adam-gün işlendirme olanağı sağlamaktadır. Orman köylerine ve diğer sektörlere yaptığı kaynak aktarımı da yüksektir.

Ormancılık sektörü doğal yaşamın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli bir işleve sahiptir. Keza ülkemizde önemli olan erozyonun önlenmesi, su rejiminin düzenlenmesi, toplum sağlığı, iklimi düzenleme, çevresel, rekreasyon, turizm vb. kolektif faydaları nedeniyle önemli ve vazgeçilmez bir sektördür.

Kadastro ve mülkiyet problemleri halledilmemiş, kırsal yoksulluğu had safhada olan yaklaşık sekiz milyon orman köylüsünü içinde barındıran ve dolayısıyla sosyo-ekonomik baskılardan fazla etkilenmekte olan bir sektördür.


Kaynak ...... :
http://www.ogm.gov.tr/main.html