Teknolojiyi Kullanmak ve Teknogerçekçi Olabilmek
Using The Technology And Being A Technorealist
Isıl KABAKÇI* H. Ferhan ODABASI**


Öz: Ürün, süreç, bilgi, amaç ve anlam boyutlarına sahip olan teknoloji, yasamımızın her boyutunda yer alarak bizlere heyecan verici degisiklikler ve kolaylıklar sunmasının yanı sıra, yeni gerilim ve tehlikeleri de berabe-rinde getirir. Toplumbilimciler, teknolojinin topluma etkileri açısından teknolojik iyimserlik ve teknolojik kö-tümserlik olmak üzere iki zıt görüs oldugunu belirlemislerdir. Bu iki zıt görüs arasında bir uzlasma ve daha dengeli bir fikir birligi saglayan teknogerçekçilik, teknolojiyi kendi yasam biçimimize ve degerlerimize uygun olarak kullanmamız gerektigini savunan bir görüstür. Bu dogrultuda, bu çalısmanın temel amacı, dengeli teknoloji kullanımı için teknogerçekçikligi açıklamak ve teknogerçekçilik ilkelerini ayrıntılı bir sekilde incele-mektir.

Anahtar sözcükler: Teknoloji kullanımı, teknogerçekçilik, teknolojik iyimserlik, teknolojik kötümserlik.

Abstract: Technology has production, information, purpose and meaning dimensions. Technology takes part in all areas of our life and offers exciting variations and facilities, besides producing new stress and risk sources. Sociologists have stated that there are two opposite opinions, technological determinism and technological pessimism, as to the effects of technology to society. Technorealism is an opinion which defends that we must use the technology as appropriate to our values. In this direction, the purpose of this study is to clarify “technorealism” for using the technology and to examine the principles of technorealism in detail.
Key words: The use of technology, technorealism, techodeterminism, technopessimism.


1. GIRIS

Insanlıgın ilerlemesini saglayan en kuvvetli güç, hızla gelisen ve yayılan teknoloji olmustur. Teknoloji, bir boyutu ile yasamı daha kolaylastırmak için insanın dogaya katkısı olmasının yanı sıra aynı zamanda da insanın çevreyi, bununla birlikte ortamı, daha sonra da evreni anlama çabasıdır.

Teknoloji, ürün, süreç (üretim), bilgi, amaç ve anlam (tinsellik) boyutlarını içermektedir. Teknoloji, ürün boyutu ile yalnızca bir makine, makine üreten makine ya da teknik olarak düsünebilir. Ama, bir ürün olan teknoloji aynı zamanda insan düsüncesi, emegi ve çabasını gerektiren bir süreçtir. Ürün ve süreç boyutları olan teknoloji, insanın dogaya bir katkısı olması ve bir insan etkinligi olması ile de bilgi boyutuna sahiptir. Her tür teknoloji, yasama sahip çıkmak, sorunlara pratik çözüm getirmek çabası ile bir amaca yönelik olup, çevremizi, ortamları ve evreni tanımaya çalısma ile de belli bir anlama sahiptir. Bu nedenle de teknolojinin bir kendi iç isleyisi vardır (Inam, 1999).

Birey ya da toplumların bir kez teknolojinin dısında kalmaları, “hayatın dısında kalmaları” anlamına gelmektedir. Teknoloji, aynı türden araçların “daha iyisine” ulasma ve bu daha iyinin “etkinligi” oranında, insan hayatını etkilemekte ve degistirmektedir. Ellul, büyücü ile teknoloji arasında yapısal bir benzerlik oldugunu ifade etmektedir. Nasıl ki büyücü, izledigi süreçler için degil yagmuru yagdıramadıgı için ayıplanır, küçük düsürülür, kınanırsa, teknolojinin basarısız oldugu ya da bireyleri hayal kırıklıklarına ugrattıgı ve toplumları felaketlerle karsılastırdıgı yer ve zamanlarda da aynı benzer tepkilere ve davranıslara rastlanır
(Üsür, 2001).

Teknoloji, yasamımızın her boyutunda yer alarak bizlere heyecan verici, sasırtıcı degisiklikler ve kolaylıklar sunar. Aynı zamanda teknoloji, hayatı daha kolay ve daha zevkli yaptıgı gibi çogumuza daha saglıklı, daha varlıklı bir hayat sunup, daha akılcı olmaya güdüler. Bunların yanı sıra teknoloji, yeni gerilim ve saskınlık türleri üreterek ve fiziksel ortamlarımızın bütünlesmesine yeni tehlikeleri empoze ederek, tahmin edilemeyecek sekillerde is, aile ve ekonomik yasantılarımızı da etkiler. Bu nedenle de, teknoloji kendi içinde bir ikilemi de beraberinde getirir.

Uçaklar, su ana kadar kullanılan ulasım teknolojileri içinde en güvenilir olanı iken endise verici pek çok uçak kazasını da beraberinde getirebilmektedir. Kimyasal maddeler, yiyecekleri ölümcül mikroplardan korurken, insanlar için ölümcül bir riske de sahiptir. Hiçbir teknoloji mükemmel derecede güvenilir degildir (Guest, 2001). Dahası elektrik ampulü icat edildigi zaman New York Times gazetesi bunun körlüge yol açabilecegi uyarısında bulunmustu. Iletisim teknolojilerindeki hızlı degisim ve gelismeler, insan hayatına yeni teknolojiler katıp, zaman ve mekan tasarrufu saglarken, bir yandan da bireysel özgürlükleri kısıtlayarak insan hayatını belirli bir düzeye kadar sınırlama hakkına da sahiptir. Bunun yanı sıra çogu teknoloji insan hayatını kolaylastırırken, bir yandan da tehlikeli olabilir. Görüldügü gibi teknoloji bir yandan en iyi dostumuz iken bir yandan da en tehlikeli düsmanımız olabilir. Diger bir ifade ile teknolojiler hayatı kolaylastırmakta, uzaklıkları kısaltmakta, verimi arttırmakta, ama bir diger boyutu ile de teknolojiler insan yasayısına sahip olarak, birey ve toplumların yasamını da denetim altına almakta ve sahiplenmektedir (Inam, 1999). Bu nedenle, teknolojiyi kullanmak öncelikle birey olarak ve toplum olarak, teknolojiyi anlamayı ve anlamlandırmayı gerektirir.

2. TEKNOLOJI KULLANIMINA ILISKIN SINIFLANDIRMALAR

Teknoloji, kavram olarak da bir yönüyle, fiziki nesnelere, aletlere ve süreçlere isaret ederken bir yandan da toplumsal ve bireysel açıdan bir anlam tasımak-tadır (Ural, 2000). Kavram olarak iki boyutta incelenen teknolojinin topluma etkilerini arastıran toplum bilimciler teknolojinin topluma etkileri açısından tek-nolojik iyimserlik ve teknolojik kötümserlik olmak üzere iki zıt görüs oldugunu belirlemislerdir (Coskunoglu, 2001; Kuban, 1999; Üsür, 2001):

1. Teknolojik Iyimserlik (Teknolojik Determinizm): Bu görüse göre, teknoloji kendi iç dinamigi olan ve kendi kendine bir gelisim izleyen bir olgudur. Diger bir ifadeyle, bu görüs, “teknolojiyi” dogal, “teknolojik degismeyi” de dogal süreç olarak kabul eden bir görüstür. Bu gelismeye müdahale edilmezse, teknoloji toplumu mutlu yarınlara götürecektir. Teknolojik iyimserligin uç noktası “teknoloji hayranlıgı (technophilia)” olarak ifade edilmektedir. Teknoloji hayranlıgı, gerekli gereksiz tüm yeni teknolojilerin hayata geçirilmeye çalısılması ve bunun bir güç simgesi haline getirilmesi olarak ifade edilmektedir (Gürcan-Namlu, 2002). Teknoloji hayranı kisiler, teknolojiyle çok ilgili ve teknoloji kullanmaya çok istekli olup, en yeni ve en son teknolojilere ulasarak bunları kullanma konusunda kendi aralarında adeta yarıs içinde olan kisilerdir (Spresser, 1998).
2. Teknolojik Kötümserlik: Bu görüse göre, teknoloji kimi egemen güçlerin elinde insanı ve dogayı denetleme gücüne sahiptir. Bu egemen güçlerin bu tekno-lojileri dolayısıyla da toplumu giderek daha fazla sömürecegi, denetlemeye alacagı ve ele geçirecegi kaçınılmaz bir gerçek oldugu görüsü hakimdir. Ayrıca, bu görüse göre teknoloji, insanları sürekli tüketime, sıg bilgilere, yasam kolaylıgı ile uyusukluga ve bagımlılıga sürüklemektedir. Teknolojik kötümserligin uç noktası, “teknoloji korkusu (technophobia)” olarak ifade edilir. Teknoloji korkusu, her tür teknolojiyi reddederek, teknolojiye uyum saglayamama, teknoloji ürünlerine yönelik, korku, rahatsızlık ve kaygı duymak olarak tanımlanmaktadır (Namlu-Gürcan, 2002; Spresser, 1998). Teknoloji korkusuna sahip bireyler, mümkün oldugunca tüm teknolojilerden uzak durmayı ve kaçmayı tercih ederler.

3. TEKNOGERÇEKÇILIK

Teknolojiye iliskin her iki zıt görüs ve tutum ile teknolojinin kimi zaman dost kimi zaman da düsman olması, “bu teknolojik degisiklikler iyi midir, yoksa kötü müdür?” ya da “biz bu degisikliklere kucak mı açmalıyız, yoksa bu degisikliklerden kaygı mı duymalıyız?” sorularını akla getirmektedir.

Geçtigimiz yıllarda, bu ve bunun gibi sorulara cevap olarak ve teknoloji üzerine yapılan tartısmalardaki asırı derecedeki abartılı ya da iki uç noktadaki fikirlere karsıt olarak, bir grup teknoloji yazarı bir araya gelerek 12 Mart 1998’de teknolojiye iliskin yeni ve daha dengeli bir fikir birligi olusturarak teknogerçekçilik hareketini baslatmıslardır (Bennahum, Biggs ve digerleri, 1998). Teknogerçekçilik, teknolojinin topluma etkisi üzerinde iki zıt görüs olan teknolojik iyimserlik ve teknolojik kötümserlik arasında bir uzlasma ve fikir birligidir. Kendilerini teknogerçekçi ya da diger bir deyisle teknoloji elestirmeni olarak ifade eden 12 teknoloji yazarına göre teknogerçekçilik; mikroçiplerin, dijital bit’lerin ve etkilesimli bilgisayar aglarının yükselisiyle meydana gelen degisiklikler üzerinde dü-
sünmenin daha ayrıntılı bir yolu olarak tanımlanmaktadır (Bennahum, Biggs ve digerleri, 1998). Teknogerçekçilik, teknolojiye karsı bireylerin ve toplumların tutumlarını ifade eden sıfırdan eksi sonsuza (-°) dogru uzanan boyuttaki teknoloji korkusu ve sıfırdan artı sonsuza (+°) dogru uzanan boyuttaki teknoloji hay-ranlıgına karsı rasyonel bir denge noktasıdır. Diger bir ifadeyle, teknogerçekçilik, teknolojinin üretimi ve tüketiminde yeni ve daha dengeli bir fikir birligidir.

Teknogerçekçilik, bilgi çagı söylemleri olarak adlandırılan teknolojinin esitsizlik ve tekellesme gibi tüm toplum problemlerini çözebilecegi düsüncesinin ya da toplumun mahremiyeti korumak ve küresel erisimi saglamak gibi tüm teknoloji problemlerini çözebilecegi inancının anlamsızlıgını ortaya koymaya çalısır (White ve Walker, 1999). Teknogerçekçilik, teknolojinin sundugu araçların ve teknolojiyle etkilesim saglayan ortamların insan evrimi ve günlük yasantıdaki rolü hakkında ayrıntılı olarak düsünmemizi gerektirmektedir. Bu boyutu ile teknogerçekçilik, etkili teknolojik dönüsümün tarih boyunca gerçeklesen yaygın
degisim dalgasının bir devamı oldugunu anlamamız açısından da önemlidir. Otomobil, telefon ve televizyonun tarihine baktıgımızda (sadece araç olarak degil, aynı zamanda ortaya çıkısları açısından da) göz ardı edilemeyecek maliyetlerinin yanı sıra derin faydalarının oldugunu da görürüz. Bu nedenle de bugünün göze çarpan teknolojilerinden bizi kutsamalarını bekliyoruz, oysa ki ergonomik tasarım ve uygun kullanım ile ortaya çıkması olası beklenmedik sonuçlar ve tehlikeler, her an için temkinli olmamızı gerektirmektedir (Bennahum, Biggs ve digerleri, 1998).

Kendilerini teknoloji elestirmenleri olarak nitelendiren teknogerçekçilerin hedefi, teknolojiyi ne bas tacı yapmak ne de ondan uzak durulmasını saglamaktır. Hedef, teknolojiyi anlamak ve teknolojiyi temel insan degerleri ile tam olarak uyumlu bir sekilde hayata geçirmek ve kullanmaktır. Teknogerçekçiler, teknolo-jiyle yasadıgımızı fark edip, çözümler aramak ve teknolojiyi kör bir akıs içinde sürüklenerek degil, kendi yasam biçimimize yakısan, degerlerimize uygun düzenlemelerle yasamamız gerektigini savunmaktadırlar.

4. TEKNOGERÇEKÇILIK ILKELERI

Teknogerçekçilik hareketinin zaman içerisinde gelisen 8 ilkesi vardır. Bu ilkeler asagıda kısa açıklamalarla sıralanmıstır (Technorealism, 1998; Bennahum, Biggs ve digerleri, 1998; White ve Walker, 1999; Coskunoglu, 2001):

1. Teknoloji nötr bir olgu degildir: Teknolojilerin kullanım amaçları, büyük oranda teknolojinin kendi yapısı tarafından belirlenir. Teknoloji, nasıl kullanıldıgının yanı sıra bir bıçagın cinayet, yemek pisirmek ve bir ameliyatta saglıga yönelik kullanımı gibi alısılmıs türden örneklerdeki gibi ne için, hangi amaca yönelik kullanıldıgına baglı olarak iyi ya da kötü etkilere sahiptir (Chandler, 2000). Örnegin, bir yazı yazma teknolojisi olarak düsünülen daktilo, faydası ve zararı kulla-nım amacına baglı olarak degistigi için nötr bir teknoloji degildir (Postman, 1993). Her teknolojinin maksatlı ya da maksatsız bir sekilde toplumsal, politik ve ekonomik alana hizmet etme gücü vardır. Degisik teknolojilerin, kullanım egilimlerini göz önünde bulundurmak, degerlerimizi ve isteklerimizi yansıtan teknolojileri arayıp bulmak hepimiz için önemlidir.

2. Internet, bir devrim fakat bir ütopya degildir:
Internet, sivil toplumun örgütlenmesine ve bilgi degisimine olanak saglayan demokratik bir platform olup, toplum, hükümet ve ihtiyaç duyulan tüm bilgilere zaman ve mekan sınırı olmaksızın ulasılmasına olanak vermektedir. Bilgiye ulasma ve iletisim kurmada büyük olanaklar saglayan Internet’in bu olanaklarının yanı sıra, diger toplumsal ortamlarda oldugu gibi birbiriyle çelisen ve mahremiyet sınırlarını tehlikeye atan unsurları da vardır. Hızlı bir küresel dagılıma sahip olan ve herkesin fikirlerini özgürce paylastıgı bir ortam olan Internet, özellikle küçük yastaki teknoloji
okuryazarlıgı kazandırılmaya çalısılan çocuklar için siddet, taciz, pornografi ve sömürü gibi bazı tehlikeleri de beraberinde getirmektedir (Odabası, 2002). Bu tehlikesinin yanı sıra, Internet’te sadece geçtigimiz yılda 2 milyar dolara mal olan 400.000’den fazla baskalarının kimligini kullanma hırsızlıgı oldugu, Internet aracılıgıyla yayılan virüslerin bilgisayara 6 milyar doları geçen bir maliyette zarar verdigi belirlenmistir (Davenport ve Grünberg, 2001). Bu nedenle, Internet’in bir ütopya olmadıgı aynı zamanda, insanlık için pek çok tehlikeleri de beraberinde getirdigi açıktır.

3. Hükümetler, elektronik boyutu sınırlandırmada önemli hak ve sorumluluklara sahiptir:
Yeni teknolojilerin kullanımı ve topluma entegre edilmesinde, bu teknolojilerin çok sayıdaki insan için en faydalı sekilde kullanımına yönelik çalısmalar yapılmasında hükümetlerin önemli sorumlulukları vardır. Demokratik degerlerin koyucusu olan hükümetler, yeni teknolojilerin kullanımı ile ilgili kuralları belirlemelidirler. Unutulmamalıdır ki, her ne kadar yeni teknolojiler bir takım önemli fırsatlar içerseler de, bu teknolojileri insanlıgın ortak çıkarları dogrultusunda üreten, kullanan ve denetleyen toplumsal güçler olmaksızın bu yeni teknolojilerden olumlu sonuçlar beklemek mümkün degildir.

4. Enformasyon bilgi degildir:
Birbirleri ile çok sık karıstırılıp, kimi zaman yanlıs kullanılan enformasyon ve bilgi kavramları birbirinden farklı iki kavramdır. Bu iki kavram arasında çok ince fakat oldukça önemli bir fark vardır. Enformasyon, düzenlenmis veri olarak tanımlanırken, bilgi ise kisisel anlamda düzenlenmis enformasyon olarak tanımlanmaktadır. Diger bir ifade ile, enformasyon, yazılı, sözlü ve görsel bir mesajdır ve mesajı alan kisinin algılamasının degismesi ve yargısı üzerinde etki yapmayı amaçlar. Bilgi ise, insanların beynindedir ve insanların tüm yasamları boyu ögrendiklerinin, deneyim yoluyla kazandıklarının top-lamı olup, inanç, deger ve deneyimlere dayanmaktadır. Enformasyon nasıl verilerden üretiliyorsa, bilgi de enformasyondan üretilen bir dönüsüm ürünüdür (Barutçugil, 2002).

Teknoloji, insanlara daha az maliyet ve çabayla enformasyona ulasma olanagı saglamasının yanı sıra, bu çok sayıdaki enformasyon, bilgiye ulasmada daha fazla karısıklıga ve yetersizlige yol açabilmektedir. Örnek olarak, Internet’te bir arama motoruna girilen basit bir anahtar sözcük, binlerce kaynagı tarayarak istenilen enformasyona ulasılmasına engel olabilir (Shenk, 1999). Bu nedenle, çok miktardaki veri ve enformasyona kolay yolla sahip olmanın üstünlügü, bilimsel çalısmalar sonucu elde edilen bilginin öncelikli önemini unutturmamalıdır.
5. Egitim kurumlarını Internet agına baglamak, egitim sorunlarını tamamen çözmez:
Yasamımızın her alanında yaygın olarak kullanılan Internet, kullanıcılara sundugu bilgiye kolay ulasım ve hızlı iletisim hizmetleri ile egitim alanının da pek çok yenilik getirmistir. Internet’in ögretim amaçlı kullanımı, evrensel düzeyde Internet’in sundugu ileri iletisim ve bilgiye erisim teknolojileri kullanılarak, her ögrenciye herhangi bir zaman diliminde, kendi ögrenme hızında, kendi belirledigi içerikte, kendi istedigi biçimde çalısma olanagı saglar.

Internet’in ögretim ortamlarında kullanımı, uzun dönemde ögrencilere önemli beceriler kazandırmaktadır. Öncelikle ögrencilerin, iletisim kurma, arastırma yapma, bilgiye ulasma ve paylasma becerilerinin gelismesine olanak verir. Böylece, ögrencilerin is yasamlarında da arastırmacı, iletisimci ve ekip çalısma-sına istekli, kendi bilgi kümelerini kendisi olusturan ögrenciler olmalarını saglar (Altun ve Altun, 2001). Internet’i egitim ortamlarında kullanmak, ögretmenlere disiplinler arası iletisim ve bilgi alıs verisi gerçeklestirme, ögrencilerle etkili iletisim kurma, kendilerinin ve ögrencilerinin çalısmalarını yayınlama olanagı
saglar.

Artan yeni bilgi ve becerilerin kazandırılmasında, ögrencilerin ögrenme alıskınlıklarının ve deneyimlerinin zenginlestirilmesinde ögrencilere, ögretmenlere ve egitim kurumlarına pek çok faydalar saglayan Internet, her tür ögretim etkinligi için uygun bir ögretim aracı degildir. Özellikle beden ve zihin gelisiminin tamamlanmadıgı, 0-18 yas grubunun egitimi için son derece sınırlı olarak kullanılmalıdır (Vural ve digerleri, 2001).

Yapılan arastırmalar dogrultusunda, egitimciler, egitsel tasarımcılar ve kurs gelistiriciler, Internet üzerinden psikomotor ve tutumsal becerilerin ögretilme-sinin çok sınırlı oldugunu belirtmisledir (Driscoll, 1998). Problem çözme ve ayrıntıları birbirinden ayırma gibi bilissel becerilerin Internet’le ögretilmesi kolaydır. Fakat, fiziksel hareket ve düsünmenin karmasık kombinasyonunu gerektiren psikomotor becerilerin ve tutumsal becerilerin Internet’le ögretilmesi zordur. Internet’le ögretim tam ögretme yetenegine sahip degildir, egitime yardımcı olma özelligine sahiptir. Bu nedenle Internet’in ögretim amaçlı kullanımı, gelismis
bilgisayar donanımı dısında Internet erisimi için gelismis ag kapasitesi ve ag girisini içine alan saglam bir teknik alt yapı gerektirmesi, ögrencilerin Internet araçlarını kullanmaya alısmaları için belirli bir uyum saglama sürecine gereksinim duymaları, gerekli bilgisayar donanımının ve yazılımının karsılanması ve teknik personel gereksiniminin saglanması için finansal açıdan egitim kurumlarına belli bir yük getirmesi nedeniyle de bazı sınırlılıklar içermektedir (Khan, 1997; Driscoll, 1998; McCormack ve Colin, 1998). Dolayısıyla,

Internet’in egitim amaçlı kullanımı için önceden hazırlık yapılmadıgı, ortam ve sartlar hazırlanmadıgı, ögretmenlere Internet’le ögretim için gerekli beceriler kazandırılmadıgı durumlarda egitim kurumlarını Internet’e baglamak yarardan çok zarar getirecektir. Internet’in egitim amaçlı kullanımı, özenli bir planlama ve hedef kitlenin gereksinimlerinin dogru biçimde belirlenmesi ile mümkündür (Özaygen, 2000). Ayrıca, Internet’in egitim amaçlı kullanımı ögrenci, ögretici, yönetici, sistem gelistirici ve egitim tasarımcılarının sıkı bir isbirligi ile çalısmasına dayanır. Ancak bu sekilde sınırlılıkları en aza indirerek, egitim kurumlarını Internet agına baglamak, belirli egitim sorunlarına çözüm saglayacaktır.

6. Enformasyon korunmalıdır: Yaratılmıs ürünleri ve yaratıcılıgı korumak için gerekli hukuksal önlemler alınmalıdır. Hukuki koruma önlemlerinin yanı sıra, teknogerçekçiligin savundugu bireylerin ve toplumların kendi otokontrolleri, enformasyonun korunmasında oldukça önemli bir role sahiptir. Entelektüel mülkiyetin hukuki çerçevelerde koruma altına alınmasının topluma ve bireye katkı getirecegi kuskusuzdur (Baase, 2003). Entellektüel mülkiyeti güvence altına alınan birey, ürettiginin degerini güvenceye alır. Böyle bir güvence ise toplumda benzer faaliyetlerde bulunan diger bireylerin yaratıcı çalısmalarını
destekler.

7. Hava kamunundur ve frekans spektrumları kamu yararına kullanılmalıdır: Frekans spektrumları kamu yararına olan yayınlar için kullanılmalıdır. Bu kamu malı, özel kullanıma verildigi zaman, hükümetler tarafından degerinin karsılıgı alınmalıdır.

8. Teknolojiyi anlamak, küresel yurttaslıgın önemli bir bilesenidir: Teknolojiyi, teknolojinin boyutlarını ve sınırlarını anlamak, sagladıgı olanakları ve neden oldugu problemleri bilmek katılımcı yurttas olmanın önemli bir yükümlülügüdür. Kritik ve elestirel düsünme becerisi ile var olan teknolojilerin farkına varıp, bu teknolojileri amaç ve ihtiyaçlar dogrultusunda kullanma becerisi en önemli küresel yurttaslık görevidir. Teknolojilerin kullanımı ve onlardan yarar saglanma-sında her bireyin kendini denetlemesi (otokontrol) ve bu teknolojiler üzerinde demokratik denetleme hakkını kullanması gereklidir. Daha genel bir ifade ile, küresel yurttas olmak, teknolojiyi sorgulayabilen teknoloji okur-yazarı bireyler olmayı gerektirmektedir (Odabası, 2000).

5. SONUÇ

Yukarıda bahsedilen ilkeler dogrultusunda teknoloji kullanımını savunan teknogerçekçiler, teknolojiyle yasadıgımızı fark etmemizi, çözümler aramak ve tek-nolojiyi kör bir akıs içinde sürüklenerek degil, kendi yasam biçimimize yakısan, degerlerimize uygun düzenlemelerle yasamamız gerektigini savunmaktadır-lar. Diger bir ifade ile, insanlar teknolojiyi denetleyebilme gücünü gösterebilmelidirler. Bu denetleme, teknoloji düsmanı olmak anlamına gelmemektedir. Bu denetleme, teknolojinin anlamlandırılıp, bilinçli kullanımı için bireylerde varolan dengeli ve elestirel düsünme becerisinin harekete geçirilmesi olarak algılan-malıdır.

Eski bir öyküde, bir katedral insa eden ve hepsi de aynı isi yapan üç isçinin üçü de yaptıkları isi farklı sekillerde tanımlamaktadırlar. Bu isçilere, ne yaptıkları soruldugunda üç isçiden ilki, “Ben yalnızca tuglaları, birbirinin üstüne diziyorum”, diyerek cevap verirken, ikinci isçi “bu katedralin kuzey duvarlarını yapıyo-rum” diye cevap vererek, daha genis bir planda ve tuglaların nasıl yerlestirilebilecegi hakkında fikri olan bir “usta” gibi düsünür. Üçüncü isçi ise, “tanrıya ibadet ediyorum” diyerek, katedralde tuglaların nasıl yerlestirilecegini ve katedralin asıl amacını görebilen vizyon sahibi biri oldugunu gösterir (Conlon,
2002). Insanların, teknolojiye bakıs açıları da aynı teknolojiyi kullanan insanların teknolojiyi anlamaları, anlamlandırmaları, ihtiyaçları ve gereksinimleri dogrultusunda kullanabilmeleri ile birebir iliskilidir.

Teknolojiyi anlamak ve anlamlandırabilmek için öncelikle, teknolojinin araç gereçten daha öte bir kavram oldugunun, kullanılabilmesi, üretilebilmesi ve tasa-rımının gerçeklestirilebilmesi için bilgiye gereksinim oldugunun farkına varılması gerekmektedir. Teknolojiyi anlamak ve yorumlayabilmek, aynı zamanda teknoloji okuryazarı olan, diger bir ifade ile teknolojik süreç ve yenilikleri elestirel bir bakıs açısıyla sorgulayan kisi ve toplum olmayı gerektirmektedir (Odaba-sı, 2000). Teknogerçekçi olabilmek, diger bir ifadeyle teknolojiyi dengeli ve daha çok sayıdaki birey için faydacı bir yaklasımla kullanabilmek öncelikle teknolojiyi anlamak ve anlamlandırarak yorumlayan, teknoloji okuryazarı bireyler olmaktan geçmektedir.

Hem degisen hem de degistiren bir güç olarak teknolojiyi, zaten istesek de istemesek de kullanmakta oldugumuzun ve teknolojiyi anlamak için bile teknolojiyi kullandıgımızın farkında olarak, uygun, yerinde ve yaratıcı bir tavırla, en genis boyutlarıyla yorumlama cesaretini göstermeliyiz. Unutulmamalıdır ki, acele ve bilinçsiz aydınlık, koyu karanlık getirebilir. (Inam, 1999).

Toplumların ve insanların sahip oldukları denetleyici güç, teknolojinin kültürü nasıl ve ne kadar sekillendirebilecegi ve güç dengelerinin nasıl kurulacagı hu-suslarında önemli bir belirleyicidir. Bu güç, toplumlara teknolojiyi dengeli kullanma ve bizi yönetmeye, bize hükmetmeye çalısan teknolojiye yasamımızdaki yerini gösterme olanagı verir. Bu gücü kullanma özgürlügü ve denetimi öncelikle bizde olduguna göre, toplum ve birey olarak teknolojiyi bilinçli ve dengeli bir sekilde kullanabilmek için sahip oldugumuz demokratik denetleme hakkımızı kullanmalıyız.



Kaynak...:
http://www.anadolu.edu.tr/arastirma/hakemli_dergiler/sosyal_bilimler/pdf/2004-1/sos_bil.2.pdf