KİTAP OKUMAK
Kitap Okuma ve Araştırma Alışkanlığı Kazandırmak (2)

göstermek durumunda olan ebeveynin evde önemli sorumlulukları vardır. Ebeveynin, evde bir kitaplık oluşturması ve çocuğuna oyuncağın yanı sıra kitap alması çocukta kitap sevgisi oluşturabilir.
Kitap okumanın öğrenim sürecinin bir parçası olduğu ve yaşam boyu süreceği öğretmenler tarafından özellikle vurgulanmalıdır. Okuma alışkanlığı kazanmayanların öğrenimlerinin yarım kalacağı anlayışı öğrencinin zihninde yer etmelidir. Çağdaş insan, kendi kanatları ile uçmayı sağlayacak nesnel, özgür ve eleştirel bir düşünce tarzına sahip olmalıdır. Bunun yolu da kitap okumaktan geçer. Öğretmen merkezli eğitimin, öğrencilere okuma alışkanlığını kazandırmada etkili olduğu söylenemez. Konuya yalnızca Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin duyarlı ve ilgili olmaları gerektiği yanlış bir kanıdır, bu alışkanlığın yerleşmesinde tüm eğitimcilere önemli rol düşmektedir.

Ülkemizde bu konuyla ilgili olarak çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Gönen (1991), korunmaya muhtaç çocuk ve gençlerle yaptığı bir çalışmada, çocuk ve gençlerin kitap okumaya ilgilerinin yüksek olduğu ve cinsiyetler arasında farklılık bulunmadığını ortaya çıkartmıştır.
Devrimci’nin (1993), “İlkokul 5. Sınıf Çocuklarında Okuma Alışkanlığının İncelenmesi” konulu çalışmasında, çocukların boş zamanlarında okumayı tercih ettikleri türler arasında, hikâye türünün alt sosyo-ekonomik düzeydeki çocuklar tarafından en çok tercih edilen tür olduğu bulunmuştur.

Yımaz (1995), Ankara’da yaşayan 1800 anne-babanın okuma alışkanlıklarını sosyolojik açıdan incelemek amacıyla yaptığı bir çalışmada; toplumun okuma alışkanlığının düşük olduğunu, üst sosyo-ekonomik bölgeden alt sosyo-ekonomik bölgelere doğru gidildikçe okuma alışkanlığının oranının düştüğünü, cinsiyetin okuma alışkanlığını etkileyen bir etken olmadığını bulmuştur.

Tosunoğlu (2003), ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin okuma eğilimlerini belirlemek amacıyla yaptığı bir çalışmada öğrencilerin büyük çoğunluğunun kitap okuduğunu ve evlerinde kitaplık bulundurduklarını bulmuştur."(5)

"OKUMA EĞİTİMİNİN DÖNEMLERİ:

Okuma eğitimi yapılırken, genel bir düzeyden hareket etmek yanlış bir tutumdur. Okumanın yaşlara ve eğitim süreçlerine göre farklılıklar gösterdiği bilinerek, bu yaş gruplarına uygun yöntemler uygulanmalıdır. Bu yüzden okuma eğitimi ile ilgili dönemler ve bu dönemlerin özellikleri dikkate alınarak bir süreç takip edilirse okuma eğitiminin daha başarılı olacaktır.

1. İlköğretimin ilk ayları: Bu dönemde okumaya istek ve merak artarak gelişir. Görsel okuma ilgilerinin yanında, seslerin harf olarak karşılıkları da algılanmaya başlar.
2. Okumayı öğrenmeye başlangıç: Okumanın ikinci dönemini oluşturmaktadır. Bu dönemde, okumayı öğrenmeye başlayan çocuk, her şeyi okumaya ve anlamaya çalışır. Bu yüzden, iyi yönlendirme doğru belirlenmelidir.
3. Okuma isteği ve alışkanlığının gelişmeye başladığı dönem: Bu daha çok ilköğretimin ikinci ve üçüncü sınıfını kapsamaktadır.
4. Okuma deneme ve imkanlarının hızla yayıldığı, okumada güç ve üstünlüğün elde edildiği dönem: Genellikle ilköğretimin 4, 5 ve 6. sınıflarına rastlamaktadır.
5. Okuma ilgi ve alışkanlıklarını, okumada zevk almanın inceldiği dönem: Orta öğrenimin birinci ve ikinci dönemleriyle yüksek öğrenimin ilk yıllarına rastlamaktadır.

Okuma gelişimini, okuma ilgi ve ihtiyaçları da etkilemektedir. İster eğitim amacıyla olsun, ister farklı gerekçelerle olsun, okumada farklı amaçlar söz konusu olabilmektedir. Bunlar ilgi, ihtiyaç ve beklentilere göre değişik gruplara ayrılmaktadır: (AYTAŞ, 2003: 155-160)

OKUMANIN İHTİYACA GÖRE ÇEŞİTLERİ:


a. Göz atarak okuma : Bu tür okumada, eser hakkında genel bir düşünce edinmek esastır. Bu yüzden eserin sadece içindekiler bölümüne, kimin tarafından yazıldığına şöyle bir bakılır. Bu okuma biçimine, ayak üstü okuma da denilmektedir. Tam bir anlama ve algılama söz konusu olmadığından, okunan eser hakkında da kesin bir düşünce oluşmaz.
Göz atarak okumada ilgi ve dikkatin önemli bir yeri vardır. Sözgelimi bu konuda yapılacak eğitimde öğrencilere, bir kitap belli bir süre gösterildikten sonra, kitabın yazarının kim olduğu, kapağının şekli ve rengi gibi sorular sorularak, onların göz atarak okumanın önemini kavramaları sağlanmış olur.
b.Gözden Geçirme : Bu okumanın göz atarak okumadan farkı, sadece belli bir konuya dikkat edilmesidir. Sözgelimi bir antolojide sadece kahramanlık şiirlerine dikkat edilerek okuma bu türden bir okumadır. Gözden geçirmede, belli bir konu ve kavramın aranması esas alınır. Bunun için, diğer konu ve kavramlara dikkat edilmez.
Gözden geçirme ile ilgili yapılacak uygulamalarda, belli bir metin kısaca gözden geçirildikten sonra, buna yönelik sorularla, gözden geçirme ile elde edilmesi gereken bilgilerin neler olabileceğine dikkat çekilmiş olur.
c. Çalışmak için okuma tipi: Öğrenmek amacıyla yapılan okumadır. Okurken not alınır, özetleme yapılır. Eserden seçilen belli yerler yüksek sesle okunarak tekrar edilir.
ç. Serbest okuma: Bu tip okuma en fazla tercih edilen okuma şeklidir. Fazla dikkat istemez; okuma hızlı ve yüzeyden yapılır. Faydalı zamanları öldürmemek kaydı ile çok yararlıdır. Sinirleri yatıştırır, boş zamanları değerlendirir; okuma zevkini ve kültürünü geliştirir.
d. Dikkatli okuma : Bu tip okuma bazı materyallerin okunmasında uygulanır. Yabancı diller, matematik, çeşitli bilimsel eserler, Osmanlıca metinler vb. bu tip okuma ile okunur. Bu tür okumalarda sözlüklere, diğer yardımcı kaynaklara da başvurulur.
Okuma amaçlarının belirlenmesinde, diğer bir sınıflama da şöyle yapılmaktadır:
a. İnceleyerek Okuma: Bir yazarın, bir türün, bir akımın, bir devrin özelliklerini belirtmek üzere yapılan okuma.


Devamı ...>>>