KİTAP OKUMAK
  • Kitap Okuma Ana Sayfa
  •  

     

     

     

    Okuyan Toplum Haline Nasıl Gelebiliriz?
    Hüseyin Hüsnü TEKIŞIK


    Okumaz-Yazmazlık ve Yoksulluk


    Okuma-yazmazlık bireyin gelişimini engelleyen bir  eğitim yoksulluğudur. Bu yoksulluk sadece bireyin gelişimini değil, ailenin, toplumun ve ülkenin de gelişimini engellemektedir.

    Yapılan bilimsel araştırmalar, bir ülkedeki okur-yazarlık oranı ile ekonomik büyüme, siyasi gelişme ve toplumsal değişme (kalkınma) arasında sıkı bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmıştır.
    Dünyada düşük gelirli sayılan Hindistan ve Pakistan’da okumaz-yazmazların oranı  % 50’nin üzerindedir. Yüksek  gelirli olan İngiltere, Fransa ve ABD’de okumaz-yazmazların oranı % 5’ten azdır. Düşük orta gelirli olan Türkiye’de okumaz-yazmazlık oranı kadınlarda % 28, erkeklerde % 8’dir.
    Otoriter siyasal sistemlerin hakim olduğu ülkelerde okumaz-yazmazların oranı % 50’nin üzerindedir. Demokrasinin var olduğu fakat sağlıklı işlemediği, sık sık kazaya uğradığı ülkelerde okumaz-yazmazlık oranı % 50’nin altındadır.


    Okur-Yazarlık Düzeyleri

    Okuma-yazma  ve aritmetikle ilgili temel bilgi ve becerilerin yeni öğrenme durumuna yeni okur-yazarlık denir. Yeni okur – yazarlar, genellikle basit düzeydeki okuyup yazabilirler.

    Yeni okur-yazarların daha  güç  metinleri okuyup yazmaları, edindikleri bilgi ve becerilerin günlük yaşamlarında  kullanabilmeleri  için  okuma – yazma sonrası programlarla, ilginç  kaliteli ve yeterli eğitim materyalleri ile desteklenerek  fonksiyonel okur – yazarlık  düzeyine getirilmeleri gerekir. Bu gelişme sağlanamazsa, yeni okur – yazarlar yavaş yavaş okuma – yazmayı unutarak okumaz-yazmaz durumuna düşerler.

    Okuma – yazma  ve aritmetikle  ilgili olarak edinilen  bilgi ve becerileri  bireysel, sosyal, ekonomik ve  kültürel   alanlarda  kullanabilme  durumuna  fonksiyonel okur – yazarlık denir.

    Okuma – yazma ve aritmetikle ilgili temel bilgi ve becerilerin   edinilmesi, bunların bireysel, sosyal, ekonomik  ve kültürel alanlarda kullanılabilmesi ve giderek bireyin kapasitesini  sonuna kadar geliştirebilmesine multifonksiyonel  okur-yazarlık denir. Bu düzeydeki okur-yazarlık yaşam boyu öğrenmeyi, kişisel ve toplumsal  gelişmeyi sağlar. Bu nedenle, toplumda okumaz-yazmazlardan başlanarak Kademe kemde herkesin  multifonksiyonel  okur-yazar durumuna getirilmesi gerekir.

    Çağımız Bilgi Çağıdır. Bu çağda yeni bilgiler  elde etmek için araştırmalar süratle devam etmekte ve dünyadaki bilgiler beş yılda  bir,  ikiye katlanmaktadır. Ve bu nedenle bir kimsenin öğrenim sırasında kazandığı bilgiler 3-5 yıl içinde yetersiz olduğundan  o kimse yeni bilgiler öğrenmek zorunda kalmaktadır.

    Kitap ve günümüzde internet çok önemli bir bilgi kaynağıdır. Bu kaynaklardan  bilgi edinerek kişinin kendini yenileme yolu da okumadır.
    Türk insanının az okuması ve kitabı  günlük hayatın ayrılmaz  bir parçası haline getirmemesi, milli kültürümüz ve ülkemizin kalkınması bakımından çok önemli bir  sorundur.


    Ülkemizin ekonomik, sosyal, kültürel  ve siyasi  alanlarda gelişmiş ülkeler  durumuna gelebilmesi için, halkımızın % 95’ten fazlasının multifonksiyonel  düzeyde okur – yazar  olması gerekmektedir.

    Bunun için:


  • Okullardan, okumayan kuşaklar yetişmesinin  ve toplumun okumamasının, kitaba değer  verilmemesinin  nedenleri ve bu sorunun çözüm yolları  araştırılıp belirlenmeli…
  • Halkın, okuma alışkanlığı kazanıp devamlı okuması için Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı arasında sıkı ve devamlı bir işbirliği olmalı.
  • Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarında işlerin, iktidara gelen partilere göre değişmeyecek bir devlet politikasına göre yürütülmesi sağlanmalı.
  • Milli Eğitim ve kültür teşkilatlarında  bu işlerden sorumlu olan herkes, okuma zevk ve alışkanlığına sahip olmalı, okumanın ve kitabın, internetin  eğitim, kültür ve kalkınmadaki önemine inanmalı.
  • Okuma alışkanlığı ve zevkine sahip kuşakların yetiştirilebilmesi için, her şeyden önce bu kuşakları yetiştirecek öğretmenlerin, eğitim yöneticilerinin ve kütüphane görevlilerinin meslekleri alanında, hizmet öncesinde ve hizmet içinde çok iyi yetişmeleri ve yarıca okuma alışkanlığına, okuma  zevkine sahip olmaları sağlanmalı.
  • Okul programları, öğrencileri  okumadan ve kitaptan usandıran gereksiz  bilgilerden  arındırılmalı.
  • İlkokuma, Türkçe ve edebiyat  programlarıyla ilgili metot ve tekniklerin; okuma zevk ve alışkanlığı kazandırma, kitabı  sevdirme  ve kitap  edinme bakımından geliştirilmesi sağlanmalı.
  • Ders ve kaynak kitaplar; çocuk psikolojisine, öğrenme psikolojisine ve   çocuk   edebiyatına uygun olarak hazırlanmalı  ve öğrencilerin  zevkle okuyacağı duruma getirilmeli.
  • Öğrenim hayatında okuma  zevk ve alışkanlığının temelinin atıldığı sınıf, ilköğretim birinci sınıfıdır. Bu temeli atanlar da birinci sınıf öğretmenleridir.
    Birinci sınıfta ilkokuma yazma  ne kadar kolay ve zevkli bir şekilde öğretilirse, öğrenci okuma ve yazmadan o derece zevk alır. Kitabı sever ve eline geçen her şeyi zevkle okur. Bu zevk ve alışkanlık  diğer  sınıflarda da geliştirilirse  okullarımızdan; kitabı seven, ömür boyu zevkle okuyan ve böylece kendisini yenileyen ve geliştiren kuşaklar yetişir.
    Bu  nedenlerle  birinci sınıf öğretmenleri, ilkokuma  yazmayı öğrenciler için kolay ve zevkli bir şekilde öğretmeli, öğrencilere okuma zevk ve alışkanlığı kazandırmalı,  kitabı sevdirmeli. Diğer sınıflarda da bu zevk ve alışkanlık geliştirilerek devam ettrilimeli.
  • Okulun ve öğretmenlerin görevi; ders kitaplarındaki bilgileri öğrencilere ezberletmek ve onları kitaptan nefret ettirmek değildir. Öğrencilere öğrenmeyi, düşünmeyi  öğretmek, kitabı ve interneti bir bilgi  kaynağı olarak sevdirmek, onlara okuma zevk ve alışkanlığı kazandırmaktır.
    Bu nedenle  okullarda, ünite ve konuların işlenmesinde, tek ders kitabındaki bilgileri ezberletmek yerine, çeşitli yazılı  kaynaklardan  okuma, araştırma, inceleme, not alma, rapor hazırlama, tartışma  ve değerlendirme gibi aktif metot ve tekniklere başvurulması sağlanarak, öğrencilere öğrenmenin yolları öğretilmeli.
  • İlköğretim ve ortaöğretim okullarında eğitim ve öğretim  kalitesinin; Anadolu lisesi, kolej ve üniversite sınavlarına hazırlanmak için dershanelere ihtiyaç duyulmayacak şekilde yükseltilmesi  sağlanmalı. İlköğretim okullarına bitirme ve liselere (Avrupa ülkelerinde olduğu gibi) olgunluk sınavı konmalıdır. Bu sınavlar  testten çok okumaya, öğrenmeye ve okul başarısına dayandırılmalı.
    Üniversiteye giriş, olgunluk sınavı sonuçlarına ve fakültelerin uygulayacağı özel sınav ve mülakata göre olmalı. Bizde  uygulanan ve öğrencilerin kitap okuma  alışkanlığı ve okuma zevki kazanmalarına engel olan öğrenci seçme sınavları kaldırılmalı.
  • İlköğretimden üniversiteye bitirene kadar devam eden öğrenim hayatında, öğrencilerin okuma zevk ve alışkanlığı kazanmaları, kitabın günlük hayatlarının bir parçası haline getirmeleri sağlanmalı.
  • Ülkemizde okur – yazar olmayanlarla, yeni okur – yazar düzeyinde bulunanlar; başlatılacak  ciddi bir okuma – yazma  seferberliğiyle fonksiyonel   okur – yazar durumuna getirilmeli, fonksiyonel  okur – yazarlar da,  halk eğitimi ve hizmet  içi eğitim çalışmalarıyla multifonksiyonel okur-yazar düzeyine çıkarılmalı.
    Milli Eğitim Bakanlığınca  hazırlanan bir rapora göre, Türk insanı, günde ortalama 4 saat TV izliyor ve yılda 1500 saat TV başında geçiyor.
    Kanada, İngiltere, İskoçya, Avusturalya ve bazı  Avrupa  ülkeleri, TV karşısında geçen saatlerin değerlendirilmesi ve TV’nin zararlı etkilerinden korunmak için ilkokullara zorunlu medya – okuryazarlığı dersi konmuştur.  Yılda 1500  saat TV karşısında geçen bizim ülkemizde bu ders konmalı.(Rdikal, 31.10.2004, s.1) (Ülkemizde bu ders, bulunduğum ilköğretim okulunda okutulmaya başlanmıştır)
  • İlköğretim okulları  başta olmak üzere bütün okullarda, özellikle öğretmen yetiştiren fakültelerde  kütüphaneler kurulmalı  ve amacı gerçekleştirecek   şekilde çalıştırılmaları sağlanmalı ve buralara, kütüphanecilik alanında yetişmiş personel verilmeli.
    Kültür Bakanlığı, okul kütüphanelerine devamlı kitap yardımı yapmalı.
    Bir sınıftaki öğrencilerin hepsine aynı ders kitabını aldırma yerine  değişik  ders, kaynak kitap  ve ansiklopediler aldırılmalı, bu kitabın öğretim yılı sonunda sınıfa ve okula bırakılması sağlanarak  sınıf ve okul kütüphaneleri zenginleştirilmeli.
    Çocuk ve halk kütüphaneleri  ile gezici kütüphanelerin, yurt  çapında daha çok yaygınlaştırılması, çocuklara ve halka zevk ve alışkanlığı verecek şekilde çalıştırılması sağlanmalı.
    Hayırsever, varlıklı vatandaşlar, okul kütüphanesi, çocuk ve halk kütüphanesi  yaptırmaya  ve kurmaya teşvik edilmeli. Belediyeler  ve mahalli idareler  çocuk parkları  yanında çocuk kütüphaneleri de kumralı.
    Köy okullarında  öğrencilerin ve halkın yararlanacağı  kütüphaneler kurulmalı ve  halk okumaya teşvik edilmeli. Taşımalı eğitim nedeniyle kapanan “köy okulu binaları” köy  okuma odaları  haline getirilmeli.
  • Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarının yayınlayacağı, satın alacağı ve kütüphanelerde bulunduracağı kitapların taşıması gereken özellikler  devletin  eğitim ve kültür politikasına göre tespit edilmeli  ve böylece kitap üzerindeki siyasi  baskının kaldırılması sağlanmalı.
  • Çocukların her yaşta zevkle okuyacağı, okuma zevk ve alışkanlığı kazanacağı nitelikte  çekici  ve eğitici kitapların ve çocuk dergilerinin çok sayıda yayınlanması sağlanmalı.
  • Kültür Bakanlığı, ilgili bakanlıklarla işbirliği yaparak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın  1960’lı yıllarda yayınladığı gibi, tarım, hayvancılık, el sanatları, genel kültür  vb. alanlarda  Halk Kitaplarının yayımlanması sağlanmalı.
  •  Kültür Bakanlığı,  yazarları  teşvik etmeli. Türk insanına okuma zevk ve alışkanlığı  kazandıracak  nitelikte kitapların yazılması  için gerekli tedbirleri almalı. Fikir  ve kültür üreticisi sayılan yazar ve yayıncılar; teşvik kredisi, vergi indirimi  vb. imkanlar  tanınarak devlet tarafından desteklenmeli.
  • Kültür Bakanlığı; kağıt fiyatlarını düşürülmesinde  devlet desteğininsağlanmasını, KDV’nin kaldırılması, kitap ve gazetede posta üreticilerinin indirilmesi  sağlanmalı.
  • Öğrencilerin  sınıf, okul, çocuk ve halk kütüphanelerinden  devamlı  yararlanmaları için gerekli önlemler alınmalı, bu konuda öğretmenler  ve okul  yöneticileri  kütüphanelerle daima işbirliği halinde çalışmalı
  • Okulda,  ailde ve çevrede kitaba, okumaya, okuma  alışkanlığı  kazanmaya, kitap edinmeye, araştırmaya ve kişinin kendini yetiştirmeye gereken önem ve değerin verilmesi  sağlanmalı.
  • Türk insanının okuma alışkanlığı kazanması  ve kitabın günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline  gelmesi  için  Kültür Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı, taşra teşkilatı  ve okullar arasında, amacı  gerçekleştirecek şekilde bir işbirliği yapılmalı.
  • Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıkları başta olmak üzere  bütün devlet kuruluşları personel alımında ve ilerlemesinde, okuma  zevk ve alışkanlığını önemli bir özellik ve tercih nedeni olarak dikkate almalı.
  • Yeni İşyeri  Açma  Yönetmeliği, kahvehanelerde kütüphane kurulması  ve gazete  bulundurulması  gerektiriyor. Yetkili ve sorumlular, yönetmeliğin bu hükmünün gereği  gibi uygulanmasını sağlamalıdır.


    Kaynak....:
    TEKIŞIK, H.H. Okuyan Toplum Haline Nasıl Gelebiliriz? Çağdaş Eğitim Dergisi. 33(352): 1-5