KİTAP OKUMAK
Toplumun Bilgilenmesinde Kütüphanelerin Rol
*Fatih Rukancı *Hakan Anameriç


ARAŞTIRMA


Bilgiye dayalı bir dönüşüm sürecinin hakim olduğu, sürekli eğitimin ön plana çıktığı, bilgi teknolojilerinin günlük yaşamın parçası haline geldiği bilgi toplumunda, ekonomik imkanları sınırlı bireylerin bu yeni dünya düzenine adapte edilebilmeleri ve onun bir parçası haline gelebilmeleri için kendilerine bir takım olanaklar sunulmalıdır. Bilgi toplumunda demokratik düzenin sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi bir zorunluluktur. 25 Haziran 1998’de Gençlik ve Medya Komitesi’nin Avrupa Parlamentosu’na sunduğu “Modern Dünyada Kütüphanelerin Rolü” başlıklı raporun eklerinden birinde ifade edildiği gibi “kütüphanelere yatırım yapmak, demokrasiye ve eşitliğe yatırım yapmaktır.”(Aslan, 2000: 213-214).

Bilgi toplumu, öncelikle geleneksel kütüphaneleri ve diğer bilgi merkezlerini kitap ve diğer belgeleri saklayıp hizmete sunan kurumlar olmaktan çıkararak farklı bir konuma taşımıştır. Doğal olarak tek bir gerçek kütüphaneye bağlı kalmanın dışında birden fazla ağın bir araya getirdiği hizmetler ve kaynakların bileşimi olan sanal, dijital ve elektronik kütüphanelerdeki bilgi kaynaklarının nerede ve hangi formatta olduğuna bakılmaksızın, söz konusu kaynakların tanımlanması, yerinin belirlenmesi ve kullanılmasını sağlayan sözü edilen kütüphanelerde çalışan kütüphanecilerin rolü de bu değişimden önemli ölçüde etkilenmiştir (Karakaş, 1996: 339).

Daha önce de belirtildiği gibi bilgi toplumunun en belirgin özelliklerinden biri işgücü ve meslek gruplarındaki değişimdir. Bilgi toplumunda bilgi tabanlı üretim, bilgi hizmetleri sektörünü ve buna bağlı olarak bilgi hizmetleri görevlilerinin üstlendikleri görev ve toplum içerisindeki dağılım oranını da önemli ölçüde etkilemiştir. Bilgi toplumunun görev, önem ve rollerini değiştirdiği meslek grupları bilgisayar programcıları, çözümleyiciler, yayıncılar, kütüphaneciler, danışmanlar, halkla ilişkiler uzmanları, sosyal bilimciler ve bürokratlardır. Bu meslek gruplarının ortak özellikleri bilgi üretmeleri, düzenlemeleri ve bilginin yayımını gerçekleştirmeleridir.

Yukarıda sözü edilen meslek grupları içerisinde yer alan kütüphaneci ve bilgi uzmanları hizmet verdikleri kuruluşa gerekli olan iç ve dış bilgi kaynaklarını sağlamakla görevlidirler. Kütüphaneci ve bilgi uzmanları kuruluşların günlük işlemleri ve geleceğe yönelik kararları için gerekli bilgileri saptayarak bu bilgileri derlemek, düzenlemek, depolamak ve gerektiği anda kullanıcıların hizmetine sunmak gibi bir dizi stratejik görevi yerine getirmekle yükümlüdürler. Kütüphaneciler bilgiye erişimde aracı konumda bulunan meslek grubu içerisinde yer almaları nedeniyle bilgi toplumunun getirmiş olduğu değişiklikler açısından tekrar gözden geçirilmesi ve yenilenmesi gereken bir meslek grubudur. Yayın sayısı ve materyal türündeki artış, bilgi erişim ve aktarımında bilgi teknolojilerinin yoğun olarak kullanılması, karmaşıklaşan bilgi dizgeleri ve ağlarında farklı alanlarda eğitim almış kütüphanecilere gereksinimi gündeme getirmektedir. Bilgi toplumunda kütüphanecilerin sorumluluk ve görevleri, gelişen teknoloji ve yeni toplumsal yaşam bağlamında değişime uğrarken bilgi merkezleri arasında önemli bir yere sahip olan ve bilgi toplumuna giden yolda en önemli faktörlerden biri olan kütüphanelerde de bir takım değişimler gözlenecektir (Alakuş, 1990: 47-48; Aslan, 1990: 13-14).

Bilimsel ve teknolojik gelişmenin yarattığı yeni ortamda kütüphanelerden beklenen değişiklik çok daha köklü olacağa benzemektedir. Bu değişiklikler aşağıdaki gibi maddelenebilir:

• Kütüphaneler bir kavram değişikliğiyle karşı karşıya kalmışlardır. Bu kavram değişikliği mekanı ve mesleği ifade eden bir değişikliktir. Önceki dönemlerde yalnızca araştırma kütüphaneleri için geçerli olan bu değişiklik, bilgi toplumu içerisinde tüm kütüphane türleri için geçerli bir durumdur.
• Tüm kütüphane türlerinde kullanılmakta olan bilgi ve iletişim teknolojileri kütüphanelerin sadece kendi dermelerini kullanma sınırlamasından kurtulmalarını da berberinde getirmiştir. Daha önceden de kütüphaneler arasında süregelen ödünç verme ve diğer işbirliği çalışmaları genişlemiş ve hızlanmıştır. Kütüphaneler açısından bu durum, bireysel kalamama, sistemin bir parçası olma zorunluluğunu getirmiştir. Kütüphaneler kendi aralarında ağlar ve konsorsiyumlar kurarak çeşitli oluşumlar içinde ortak projeler geliştirmekte ve sorunlarını tartışarak çözüm aramaktadırlar.
• Kütüphane materyali de sürekli olarak artmakta ve çeşitlenmektedir. Bu artış ve çeşitlenme kütüphanelerin hizmet politikalarını da etkilemekte, performans değerlendirme, etkinlik ve verimlilik, toplam kalite yönetimi, yönetim bilgi sistemleri gibi kavram ve uygulamaların da kütüphane bünyesine girmesini sağlamaktadır.
• Herkesin bilgi gereksinimi ve bilgiye erişim hakkı olduğu bilgi toplumunda özellikle halk kütüphaneleri toplumun hiçbir kesimine ayırım gözetmeden bütün bireylere ve kurumlara hizmet vermeyi sürdürmelidir. Bu nedenle halk kütüphaneleri, ekonomik güçsüzlük ve teknolojik yetersizlik gibi olumsuzluklara sahip birey ve kurumların bilgiye erişimlerini sağlamalıdır. 2004 yılının Nisan ayında yürürlüğe giren “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu” da bu amacı destekleyen önemli gelişmelerden biri olarak göze çarpmaktadır. Bunun yanı sıra telif hakları kanunu ve derleme kanununda yapılacak yeni düzenlemelerle derleme kaçakları önlenmeli ve yayıncıların hakları korunmalıdır.
• Kütüphane hizmetlerinin geliştirilmesinde üniversiteler, enstitüler ve diğer araştırma kurumlarının yanı sıra sivil toplum örgütleri ile de işbirliğine yönelik girişimlerde bulunulmalıdır. Mesleki derneklerin, kütüphanelerin her türlü hizmet, işlem ve uygulamalarında katkılarını artırmaları da gerekmektedir.
• Kütüphanecilerin özellikle enformasyon okur yazarlığı konusunda hizmet içi eğitime daha fazla önem vermeleri gerekmektedir.
• Kütüphanecilerin özlük hakları iyileştirilmelidir.
• Kütüphaneler, bilgi teknolojisi tabanlı öğrenim ortamları oluşturmak ve bu ortamları eğitim, iş yaşamı ve ekonomiye destek vermek amacıyla kullanılmak üzere çeşitli ve yeterli donanıma sahip olmalıdır. Ancak Türkiye’de merkezi yönetimin sağladığı mali kaynak kütüphanelerde bu düzeyde bir donanımın sağlanması için yeterli düzeyde değildir. Bilgi toplumunda kütüphanelerin rolü ve etkinliği göz önüne alınarak kütüphanelere ayrılan mali kaynak artırılmalıdır. Bu mali kaynaklar milli piyango, sayısal loto vb. kaynaklardan sağlanabilir.
• Kullanıcıların bilgi gereksinimlerini yeterli düzeyde karşılamak amacıyla kütüphaneler, mevcut kaynaklarının envanterini çıkarmalı ve ulusal bibliyografik denetim çalışmaları için sorumlu bakanlık, yayıncılar, üniversiteler ve diğer aracı kurumlar ile işbirliği içerisinde olmalıdır.
• Kütüphaneler bünyesinde halkın devlet tarafından sunulan bilgilere erişmesine ve hükümetle iletişim kurabilmesine yardımcı olacak terminaller oluşturulmalıdır (Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun uygulanması).
• Hizmet verdiği çevrenin yerel tarihi ve kültürel dermesini elektronik ortama aktararak ve bu kaynak ve kütüphane hizmetlerinin reklam, basın vb. yollarla tanıtılması ile tüm ulusun hizmetine sunmalıdır.
• Günümüzde okul kütüphaneleri sadece ders çalışılan ve ödevlerin yapıldığı hikaye, roman ve diğer eserlerin okunduğu bilgi merkezleri olarak değerlendirilmemelidir. Bu kütüphaneler, bilgi toplumunun bireyi olan öğrencilerin yeni teknolojileri tanımaları ve kullanmalarına imkan sağlayacak mekanlar şeklinde geliştirilmelidir.
• Bilgi toplumunu şekillendirecek olan kütüphane ve kütüphaneciler öncelikle bilgi teknolojilerini kuramsal amaçlarına ulaşmak için bir araç olarak kullanmak üzere kendisini geliştirmeli, eğitmeli ve bu eğitimi sürekli kılmalıdır.
• Kütüphanelerin bilgi erişim ve iletimi görevlerinin yanı sıra toplumun kültürel yönden gelişimine de katkısı olduğu göz ardı edilmeden bu etkinliğin vurgulanması ve tanıtımının yapılması gerekmektedir (Karakaş, 1996: 346; Turgut, 1996: 43; Bilgi Toplumuna…, 2003: 111-112; Yurdadoğ, 1990: 554-555).

Bilgi toplumuna geçiş sürecinde ülkemizde olduğu kadar gelişmiş birçok ülkede de kütüphaneler ve kütüphanecilerin yeniden yapılanma sürecine adaptasyon sorunları yaşadığı görülmektedir. Bu adaptasyon sürecinde kütüphanelerde meydana gelecek en önemli değişim; elektronik kitap ve dergilerin kullanımının artması ile tam metin veri tabanlarının yaygınlaşması nedeniyle basılı kaynakların zamanla ortadan kalkması, bilgi ağları aracılığıyla elektronik belge aktarımlarının gerçekleşmesi sonucu kütüphanelerin dermeye dayalı hizmet ve politikalardan erişime dayalı hizmet ve politikalara yönelmeleri biçiminde gerçekleşebilir. Bilgi çağı, teknolojinin gerekleri doğrultusunda şekillenen ve onun kuralları çerçevesinde kendini yenileme çabalarının yoğunlaştığı bir çağdır. Bu çağ; teknolojisiyle, endüstrisiyle, gereksinimleriyle bilgiye dayalı olarak sürekli gelişim içerisindedir. Kütüphaneler ve kütüphaneciler de bu sürekli değişimin yaşandığı toplum yapısı içerisinde yaşanan köklü ve hızlı değişime ayak uydurarak etkinliklerini sürdürmelidirler. Kütüphaneler toplumun her alanında gerçekleşen yeniliklere uyum sağlayamadıkları takdirde toplumun bilgilenmesindeki işlevlerini günden güne yitirebilecek, kütüphaneciler ise mesleklerini -özellikle bilgi teknolojileri alanındaki uzmanlara- kaptırabileceklerdir.



Kaynak...:
http://bilgibelge.humanity.ankara.edu.tr/ogrelfiles/ha/blg-topve-tpl-blg.d