ÖNEMLİ GÜNLER... KURULUŞLAR...
Mudanya Ateşkes Antlaşması


Mudanya Ateşkes Antlaşması Heyeti_Uyeleri ve İsmet İnönüBüyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanmasından sonra Anadolu'da Yunan askeri kalmamıştı. Türk orduları bir taraftan İzmir'e girerken bir taraftan da Bursa'yı alarak Marmara kıyılarına dayanmıştı. Trakya ise halen işgal altındaydı. İngiltere Başbakanı Lloyd George, Türklerin İstanbul ve Çanakkale'ye doğru harekata girişebileceklerinden endişeleniyordu. Hatta Türklerle savaş sözünü bile telaffuz etmeye başlamıştı. Mustafa Kemal Paşa, bu gelişmeleri soğukkanlı ama kararlı bir politika içinde takip etmiştir. İtilaf Devletleri Türk Hükümetiyle ateşkes yapmak istiyordu. Ateşkes görüşmeleri sürerken İtilaf Devletleri Dışişleri Bakanları imzasıyla 23 Eylül 1922 günlü nota gelmiştir. Bu nota temel olarak, iki meseleyi kapsıyordu: Biri, askeri hareketin durdurulması; diğeri, konferans ve barış ile ilgiliydi. Mustafa Kemal Paşa, 29 Eylül günü verdiği cevapta, Edirne dahil Meriç'e kadar Trakya'nın boşaltılması ve Türkiye'ye verilmesi şartıyla konferansa katılabileceklerini bildirmiştir.

Varılan mutabakat neticesinde konferans 3 Ekim 1922'de başlamıştır. Türkiye'yi Batı Cephesi komutanı İsmet Paşa temsil etmiştir. Türk heyetinde Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım (Gündüz) Paşa, Harekât Şube Müdürü Tevfik (Bıyıklıoğlu) ve İstihbarat Şube Müdürü Tahsin Beyler de bulunuyordu. İngiliz delegesi General Harrington, Fransız delegesi General Charpy, İtalyan delegesi General Mon Belli idi. Yunan delegesi konferansa katılmamış Mudanya'da geldiği gemiden karaya çıkmayarak görüşlerini müttefik devletler temsilcilerine buradan yazılı olarak bildirmiştir. 3 Ekim günü başlayan görüşmeler 11 Ekim'e kadar çok çetin tartışmalarla geçmiştir. Bir ara görüşmeler kesilme tehlikesi atlattı. Harrington, donanmalarının ve ordularının güçlerinden bahsetmeye yani bir çeşit tehdide başlamış ancak Türk heyetinin Harrington'a cevabı çok sert olmuştu.

Mütareke'nin imzalandığı günümüzde müze olan binaTürk heyetinin kararlığı karşısında görüşmeler 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes Antlaşması ile sonuçlanmıştır. Buna göre;

1.    Türklerle Yunanlar arasındaki çatışmaya son verilecek,
2.    On beş gün zarfında Trakya tahliye edilecek; bu tahliyeden itibaren otuz gün zarfında Trakya, Türk memurlarına devredilecek.
3.    Ateşkesin imzasını müteakip İstanbul ve Boğazlar Türk mülkî idaresine teslim olunacak. Ancak İstanbul ve Boğazlar'da bulunan itilaf kuvvetleri; miktarları artırılmamak şartıyla, barış akdine kadar bırakılabileceklerdi.

Bu Ateşkes Antlaşmasına göre, Trakya savaşsız alınmış oldu. Bu zamana kadar, Sevr'i kolaylıkla kabul ettirebileceklerini sanan İtilaf Devletleri bu Ateşkes Antlaşması ile kendileri için Sevr'in bir hayal olduğunu kabul etmiş oldular. Mudanya Ateşkes Antlaşması, Türk İstiklâl Savaşı'nın Türk zaferiyle sonuçlandığını gösteren ilk diplomatik ve siyasi belge olması bakımından fevkalâde önemlidir. Ateşkes Antlaşması yurt içinde büyük coşkuyla karşılanmıştır.


NUTUK'tan
MUDANYA KONFERANSI

29 Eylül 1922 tarihinde, bu notaya verdiğim kısa bir cevapta, Mudanya Konferansı'nı kabul ettiğimi bildirdim. Fakat Meriç nehri'ne kadar Trakya'nın derhal bize geri verilmesini istedim.

3 Ekimde toplanmasının uygun olacağını söylediğim Mudanya Konferansı'na, Başkomutanlık adına olağanüstü yetkiyle Batı Cephesi Orduları Komutanı İsmet Paşa'yı delege tayin ettiğimi bildirdim. Bu notaya hükûmetçe de 4 Ekim 1922 tarihli etraflı bir cevap verildi. Bu cevapta, konferans yeri olarak İzmir teklif edildi.

Boğazlar meselesi dolayısıyla, Rusya, Ukrayna ve Gürcistan Cumhuriyetleri'nin de daveti istendi. Diğer konular üzerindeki görüşlerimiz de ana çizgileriyle bildirildi.

Mudanya'da, İsmet Paşa'nın başkanlığı altında, İngiliz delegesi General Harrington, Fransız delegesi General Charpy, İtalyan delegesi General Monbelli'nin katıldıkları konferans toplandı. Bir hafta kadar süren tartışmalı görüşmelerden sonra, 11 Ekimde, Mudanya Ateşkes Anlaşması imzalandı. Böylece, Trakya ana vatana katılmış oldu.

Efendiler, zaferden sonra, bizim İzmir'deki siyasî temaslarımız üzerine, Ankara'da Bakanlar Kurulu'nun daha doğrusu bazı bakanların telâşlı bir duruma girdikleri farkedildi.

Askerî görevimin son bulmuş olduğunu, bundan sonraki siyasî işlerin Bakanlar Kurulu'na ait olduğunu hissettirecek şekilde, beni Ankara'ya davet ettiler. Halbuki, ne askeri görevim son bulmuştu ne de siyasî ve diplomatik konularla ilgilenmek ve uğraşmaktan kendimi alabilirdim. Bu bakımdan, İzmir'den ordunun başından ve başlattığım siyasî ilişkilerden uzaklaşamazdım. Bundan dolayıdır ki, benimle görüşmek isteğinde bulunan ve bunda direnen hükûmet üyelerinin veya ilgili bakanların İzmir'e yanıma gelmelerini teklif ettim. Hükûmet Başkanı Rauf Bey'le Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey geldiler.

Rauf Bey, İzmir'de bana bazı özel dileklerini de bildirdi. Söz gelişi, Ali Fuat Paşa ile Refet Paşa'nın, zafer dolayısıyla terfi ettirilmelerini ve kendilerine uygun birer görev verilerek memnun edilmelerini rica ettiler. Bildiğiniz üzere, muharebeden önce Ali Fuat ve Refet Paşa'ların bu harekâta katılmaları için türlü yollarla teşebbüste bulunmuştum; fakat başaramadım. Zaferden dolayı, Muharebe'de fiilen hizmet edip liyakat göstermiş olan komutanlar ve subaylar terfi ettirilmek ve takdir edilmek suretiyle elbette ödüllendirilmişlerdi.

Askeri harekâta katılmaktan kaçınan kimselerin de bizzat orada bulunanlarla birlikte ödüllendirilmeleri elbette kötü etki yapabilirdi. Kısacası, Rauf Bey'e dileklerini yerine getiremeyeceğimi söyledim. Fakat Ali Fuat Paşa, Meclis İkinci Başkanı bulunduğuna göre, mevkii ve görevi kendisini memnun edebilecek bir seviyede idi.

Yalnız, açıkta bulunan Refet Paşa için uygun bir görev bulmaya çalışacağıma söz verdim. Kendisini İzmir'e davet etmesini söyledim. Refet Paşa, İzmir'e gelmişti. Fakat bu geliş tam benim Ankara'ya döndüğüm geceye rastladığı için kendisiyle orada görüşme imkânı olamadı.

Doğumundan Ölümüne Kadar
Kaynakçalı Atatürk Günlüğü

Prof. Dr. Utkan KOCATÜRK

Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması (N.ll, s.679; M.M.M.T., s.178; T.İ.H., c.II, ks.6, kp.IV, s.36, 83; M.M., s.236; T.M.M.I, s.450-454; İ.A., s.767; L.I., s.438; T.İ.T., s.111; T.IV, s.122; A.K.S., s.116-117; T.A.M.K.III, s.33; O.M.K. ve L, s.312-317; Türk D.T., s. 148; T.C.T., s. 123-125; Türk D.T.D., s.137; S.A.P.H., s.404; A.T.D.P., s.40; K.S.İ.Y.II, s.318; T.A.T.D.T.G., s.96-97; A.M.D.P.I, s.607-610).

: Atatürk’ün, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti örgütüne ve Belediye Başkanları’na, Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın imzalandığını bildiren telgrafı: “...Kazanılan büyük zaferin ilk önemli siyasî sonucu bu suretle Mudanya Konferansı’nda elde edilmiş bulunuyor. Millî sınırlarımız içinde tam bir bağımsızlıkla yaşamamızı temin edecek olan barış devresine pek ziyade yaklaştığımız bu günlerde, millî savaşa önderlik eden ve memleketin bütün maddî ve manevî kuvvetlerini bu mukaddes mücadeleye yönelten saygıdeğer Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve fedakâr halkın temsilcisi bulunan Belediye Heyetlerini selâmlamakla bahtiyarım” (A.T.T.B., s.475).

: Atatürk’ün, Mudanya Ateşkes Antlaşması’nı takiben General Harington’a telgrafı: “...Barışın kurulması için sarf edilen gayretlerin başarıyla sonuçlanmasını, bütün insanlık adına arzulamakta ve ümit etmekteyim” (A.T.T.B., s.474-475).



Kaynaklar .... :
http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/
http://www.atam.gov.tr/